19 Temmuz 2011 Salı

An

Hayat anlar bütünü iken,
Acaba hayat anlar mı
O anların bizim için değerini,
O anların hayatımızı şekillendirdiğini?..

O anların birinde doğdu bir aşk,
Birinde başladı bir yolculuk,
Birinde yoğruldu emek
Ve birinde parladı umut...

Sonra yine o anların birinde bitiverdi,
Aşk
Yolculuk
Emek
Ya da
Umut.

İlk kez, son kez derken
Yaşananlar çoğaldı
Hepsi karışıverdi birbirine...
Anlar da kaldı hayat
Hayat anladı.

Tek derdimiz buymuş gibi sanki hayatımızda; o sihirli, o el değmemiş, o zamandan çalınmış anlarda anlaşılmak... Süren mücadelemiz hep anlaşılmak üzere... Anlatamadığımız ve anlatsak da anlaşılamadığımız anlar zorlar bizi. Bazen sözcükler yeterli gelmez düşünce hızında yaşadığımız gerçekliğe ve bazen de tek bir sözcük yeter bir ömür denen süreci özetlemeye...

Kimi zaman biz anlamıyoruz hayatı, kimi zaman da hayat anlamıyor gibi bizi... Oysa hayatın umrunda mı!... Bizim bir ömürlüğümüzde kaç hayat başlıyor ve kaç hayat bitiyor, sadece bir tanesi gerçekten umrunda mı?

Başlı başına bir serüven bize biçilen süre; önemli olan finaline yetecek olan tek bir kelime mi olacak, yoksa virgülleriyle, üç noktalarıyla, ünlemleriyle, satırbaşları ve sonlarıyla yeni paragraflara gebe noktalı virgülleriyle dolu adeta yeni bir yaşam rehberi olabilecek özellikte mi anılacak?

Şu ana kadar yaşadıklarımız, şu ana kadar karşımızdakilere anlattıklarımız, şu ana kadar anladıklarımız ve şu ana kadar önemli saydıklarımız ne olursa olsun, şu andan itibaren her şeyi değiştirebilmek bizim elimizde... Eğer kılavuzumuz serüvenimizin finaliyse, şu andan itibaren anları çoğaltmak belkide anlaşılmayı beklemeden yaşayabilmekte! 

1 yorum: