9 Ekim 2011 Pazar

Muhasebe zamanı!.. Bir yaş daha alıyorum...


Sonbahar geldi, çattı işte... Sonbahar ara sokakların mevsimidir bence. Hazan renkleri en çok ara sokaklara yakışır, orada yaşanır… Yılları sırtlanmış ağaçlarıyla, yaprakların arkasına saklanmış pencerelerin olduğu sokaklarda. Sararıp dökülen yaprakları, yerlere renk cümbüşü bırakırken, komşuları da yüz yüze bırakır, sadece o ara sokaklarda! 

Özellikle de Başkent sokaklarında… Öyle yeni yetme mahallelerin değil; Gaziosmanpaşa’nın, Çankaya’nın, Bahçelievler’in, Cinnah Caddesi'nin, Tunalı'da Kuğulu Park'ın, Atatürk Bulvarı'nın, Köşkten akar gibi Seğmenler Parkı'nın zamanıdır şimdi. Her dökülen yaprak, dahası dalına ‘her şeye rağmen’ diye tutunan kızarmış, sararmış her yaprak Ekim’i yaşatır ve yaşanası kılar. Sokaklar çağırır insanı, yürümeye davet eder asfaltın yeni konukları… Yürürken hışırdayan yaprak sesinde, sanki şehrin gürültüsü susar da, hiç olmadığın kadar yalnız kalırsın; kendinle ve düşüncelerinle…

Ve her yıl bu zamanlar benim için de muhasebe günüdür. Hayatıma bir sene daha kattığım Ekim günleri sorarım kendime; ‘neyi yaptım, neyi hala yapmadım’ diye. Her sabah aynada baktığım yüz, aynıymış gibi gelse de, ‘kandırma’ derim kendi kendime. ‘Al eline eski bir fotoğraf bak bakalım, aynı mısın yine?’ Sonra kızarım kendi kendime: ‘Aynı olsan ne olur, olmasan ne olur önce bir sor, memnun musun’ diye! Memnun bakıyor gibi sanki; bakışlarıma katılmış, henüz yer etmiş ince çizgilerle, hala gülümsüyor gözlerimin içi kendime. Her seferinde onay alıyor aynadaki aksimden ve beraber geçiyoruz senelerden. Bir yaş daha alıyorum bu Ekim’de.