11 Ekim 2012 Perşembe

Yaş-lanıyorum!


Sevgili günlük;

En son sana başvurmayalı ne kadar oldu, 27 yıl? Sanırım o kadar… Annem seni bulmuş, saf aklımla kimse okumayacakmış gibi yazdığım tüm sırlarım deşifre olmuştu… Fena canım yanmıştı ve o gün son oldu, içime attığım, nadiren paylaştığım günlerin miladı oldu.

 O günden bu yana neler oldu neler… Şahane şeyler, o kadar da şahane olmayanlar ve şahanenin yanına bile yaklaşamayanlar…

Arayı kapatmak için artık çok geç… Hafızam bile silmiş pek çok şeyi, oysa isterdim hatırlayabilmeyi… Gereksiz numaralar deposu haline gelen hafızamda ne çok beni ben yapan ayrıntı uçup gitti… maalesef…

Ve geldi çattı yine muhasebe zamanı, tıpkı her yıl tam da bu zamanlarda olduğu gibi… Kimileri bunu yılbaşına saklar ben ise doğumgünüme…

Dün yine bir şeyler karalarken fark ettim ki; artık yaş alıyorum diye kandıramıyorum kendimi, bildiğin yaşlanıyorum işte!..

 

Bu süreçte en büyük kazancım öğrendiklerim oldu…

Öğrendim ki; hiçbir şey sonsuza kadar sürmez…

Öğrendim ki; zaman en büyük ilaç…

Öğrendim ki; en karanlık gecenin bile sabahında güneş tekrar doğar…

Öğrendim ki; hayat beklemediğin anda değişir…

Öğrendim ki; yaşadığın hiçbir şey sebepsiz değil…

Öğrendim ki; hayat andan ibaret…

Öğrendim ki; kimse vazgeçilmez değil…

Öğrendim ki; tek birikimin sevdiklerin olmalı…

Öğrendim ki; gülümsemek kıymetli…

Öğrendim ki; sevmek değerli…

Öğrendim ki; vefa önemli…

Öğrendim ki; sadakat gerekli…

Öğrendim ki; hiçbir şey karşılıksız değil...

 

Keşkelerim de var elbette!..

Keşke; her şeyi bu kadar içime atmasaydım.

Keşke; sıkıntılarımı daha çok paylaşsaydım…

Keşke; hayırlarım daha çok olsaydı…

Keşke; az biraz bencil olsaydım…

Keşke; daha çok okuyup, daha çok ülke görseydim…

Keşke; daha cesur olsaydım…

Keşke; daha hırslı olsaydım…
 
Keşke; daha iyi bir hafızam olsaydı...

 Ve keşke; şu lanet sigarayı bu kadar çok sevmeseydim…

 

Bugün “keşke”lerimi “iyi ki”lerimden çıkarıyorum…

 

İyi ki; çok sevdim…

İyi ki; çok sevildim…

İyi ki; keyif aldığım ve sevdiğim işleri yaptım…

İyi ki; yayıncı oldum…

İyi ki; hayatın sadece işten ibaret olmadığını erken kavradım…

İyi ki; bir sürü muhteşem dost biriktirdim…

İyi ki; kendime vakit ayırdım…

İyi ki; doğrularımdan taviz vermedim…

İyi ki; doğru bildiğimi korkusuzca söyledim…

İyi ki; kimsenin adamı olmadım…

İyi ki; yufka yürekliyim…

İyi ki; sulu gözüm…

İyi ki; yaşadıklarımdan ders alabildim… (kısmenJ)

İyi ki; defolarım ve yaralarım var…


Beni ben yapan da zaten onlar…
 

Sevgili günlük işte sana son durum bilançosu:

Öğrendiklerim öğreneceklerimin, yaptıklarım yapacaklarımın vaadi… Vaktim var mı bilemem! Ancak olduğu kadarını heba etmeyeceğim.

Hadi bakalım!.. Yarın hayattan bir yıl daha kopartıyorum ben! J

3 yorum:

  1. Dün hava durumunu izlerken şunu düşünmüştüm; bu memlekette bi Ajda Pekkan bir Banu Tarancı yaşlanmaz. Doğumgünün kutlu olsun,nice mutlu yaşlara :)

    YanıtlaSil
  2. evet banu hanım yaslanıyorsunuz ama hayat yaslandıkça guzel !

    YanıtlaSil
  3. İnsan hissettiği yaşta tır.. Ne güzel yazmışsın, seni sen yapan asıl bu duygular bu tecrübeler işte. En çokta "Vazgeçilmezlik" takıldı aklıma.. Bazıları vazgeçilmez olabiliyor işte :) Seni tanıdıkça hakkında yeni şeyler öğrendikçe daha oturuyor her şey. Ne güzel kadınsın sen Banuuş! Seni Seviyorum! ♥☀★☆ Yarın dostlarınla buluşup kutlama yapacaksınız.. orada olmayı ne çok isterdim! Yeni yaşın kutlu olsun! இܓღ

    YanıtlaSil